Ana içeriğe atla
        Halkını Nefsine Tercih eden LİDER


Lider  halkı için yaşar. Halkı açsa o da açtır. Hatta o, halkının tok olması için aç kalmaya razı olur. O, milletinin selâmeti, tokluğu için fakir kalmayı arzular ve öyle de yapar. O, râiyetinin âhiret saadeti için cehenneme gitmeğe razı olur.

Gerçek lider halkını nefsine tercih eder.

Gerçek lider, yemez yedirir, içmez içirir ve başkaları için yaşar. “Hayatım da sizin içindir ve hayırlıdır, mematım da siziz içindir ve hayırlıdır” (Aclunî, c:1, s:368) diyen ve öyle yaşayan bizim gerçek liderimizdir.
Ebû Hureyre anlatıyor;  “Bir gün Allah Rasûlü’nün yanına gittim. Namazı oturarak kılıyordu. Namazını tamamlayınca: “Ya Resûlallah hasta mısınız?” diye sordum. “Hayır, açlık!. Ya Eba Hureyre,” dedi. Ağlamaya başladım. Kâinat, kendisi için yaratılmış, Allah’ın en sevgilisi, açlık ve gıdasızlık sebebiyle ayağa kalkacak gücü olmadığından namazını oturarak kılıyordu. Benim ağladığımı görünce teselli etti. “Ağlama Ya Eba Hureyre!. Bu dünyada açlık ızdırabını çeken, diğer tarafta Allah’ın azabından emin olacaktır.” (Kenzul-Ummal, 7/199)
Allah Rasûlü, Hayatı boyunca karnını arpa ekmeği ile dahi doyurmamıştı.  Bazen günler, haftalar ve aylar geçerdi de O’nun saâdet dolu hanesinde yemek pişirmek için ne bir ocak yanar ne de bir tas çorba kaynardı.
Gerçek idareci olan Efendimiz aleyhisselâmın, râiyetini nefsine tercih etmesi ve râiyetini öncelemesi ile alâkalı üç misal vermek yerinde olacaktır:

Başta Buhârî ve Müslim, altı sahih ve büyük hadis kitabı ittifakla haber veriyor: Resûl-u Ekrem aleyhisselâmın Hazreti Zeyneb ile evliliği şerefine verilen yemekte, Hazreti Enes’in annesi Ümmü Süleym bir-iki avuç hurmayı yağla kavurarak bir kaba koydu, Hazreti Enes’le Peygamber aleyhisselâm’a gönderdi.

 Resûl-u Ekrem, Enes’e buyurdu ki: “Filanı, filanı çağır. Kime rastlarsan davet et.” Enes de kime rastladıysa çağırdı. Üç yüz kadar sahabi gelip Suffe hücresini ve saadet hanesini doldurdular. Resûl-u Ekrem,  “Onar onar halka olunuz.” diye ferman etti. Sonra mübarek elini o az yemeğin üzerine koydu, dua etti, “Buyurun!” dedi. Üç yüz sahabinin hepsi yedi, doyup kalktılar. Resûl-u Ekrem, Enes’e “Kaldır!” buyurdu. Enes diyor ki: “Bilemedim, kabı koyduğum vakit mi yemek çoktu, yoksa kaldırdığım vakit mi, fark edemedim.” (Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/297. Ayrıca bkz. Buhârî, nikâh 64; Müslim, nikâh 94-95 392)

Kendisi için yapılan, ancak üç kişiye yetecek olan o yemeği, kendisi de çok aç olmasına rağmen, halkını nefsine tercih etmiş ve önce onlara ikram etmiştir.

Çünkü Efendimiz gönlü toktu.. “Zenginlik mal zenginliği değildir, Asıl zenginlik gönül zenginliğidir.” (Müslim, 1741) buyuran da O dur.

Resûl-u Ekrem’i evinde misafir eden Ebû Eyyûbi’l-Ensârî, Hazreti Peygamber evini şereflendirdiği sırada meydana gelen bir mucizeyi anlatır: Resûl-u Ekrem aleyhissalâtü vesselam ve Ebûbekri’s-Sıddık’a kâfi gelecek iki kişilik yemek yaptım. Şöyle ferman etti: “Ensar eşrafından otuz kişi çağır” Otuz adam geldi, yediler. Sonra buyurdu ki: “Altmış kişi daha çağır” Altmış kişi daha davet ettim, gelip yediler. Sonra yine “Doksan kişi daha çağır”  buyurdu. Doksan kişi daha davet ettim, onlar da geldi, yediler. Kaplarda daha yemek kaldı. Bütün gelenler o mucize karşısında İslamiyet’e girip biat ettiler. O iki kişilik yemekten yüz seksen kişi yedi. (et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 4/185; el-Firyâbî, Delâilü’n-Nübüvve 1/44; el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 6/94; İbni Abdilberr, et-Temhîd 1/295.396)

Râiyetini ve halkını düşünmenin bereketi ve gerçek liderlik. Halkının güvenini ve gönüllerinin coşkunluğunu kazanıyordu.

Başta Buhârî, sahih hadis kitapları kesin bir şekilde naklediyor: Bir gün Hazreti Ebû Hureyre acıkmış. Resûl-u Ekrem’in aleyhissalâtü vesselam arkasından saadet hanesine gitmiş. Bakmışlar ki, bir bardak süt hediye getirilmiş. Kendisi anlatıyor: “Resûl-u Ekrem aleyhissalâtü vesselam, ‘Suffe ashabını çağır!’ diye emretti. Ben kalbimden dedim ki: ‘Bu sütün hepsini ben içebilirim, ben daha muhtacım.’ Fakat peygamber emri olduğu için onları topladım, getirdim. Yüzü aşkındılar.

 Buyurdu ki: ‘Onlara içir!’ Ben de o bardaktaki sütü birer birer verdim. Her biri doyuncaya kadar içiyordu, diğerine veriyordum. Böyle teker teker bütün Suffe ashabı o hâlis sütten içti.

 Sonra Resûl-u Ekrem şöyle buyurdu:” Ben ve sen kaldık, otur sen de iç.” Ben içtim. İçtikçe, ‘İç!’ buyurdu. Nihayet, ‘Seni hak ile gönderen Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim ki, içecek yerim kalmadı.’ dedim. Ardından sütü kendisi aldı, ‘Bismillâh’ deyip hamd ederek kalanını içti.” (Buhârî, rikak 17; Müslim, fezâilü’s-sahâbe 164. 421) Yüz bin afiyet olsun!

Ben memleketi idare ediyorum diyerek ülkeyi soyanlar utansın. Yırtık bir ayakkabı, parmağındaki ikinci yüzüğü göstererek, birtek yüzüğümden başka servetim yoktur diyerek siyasete başlayıp, daha sonra Firavunun sarayını gölgede bırakıp, Karunları da arkada bırakacak serveti olanlar utansın ve bunlar asla lider olamazlar. Olsa olsa paçasını devrin firavunlarına kaptırmış,  milletin menfuru ve yüzkarası olarak tarihin kirli sayfalarında yerini alanlardan olabir.

Detaylarını değişik haber kaynaklarında bulabileceğiniz gibi, şu anda Türkiye de 46 milyon kişi açlık ve yoksulluk sınırının altındadır.

Böyle bir ülkede dünyanın en zengin reisi bulunmaktadır. Böyle bir kişi asla lider olamaz. Sadece cerbeze, demogoji ve yalanlarıyla halkı aldatan birisi olabilir.

Peygamberimizin hayatından ders alma kabiliyetini yitirdi iseniz, bize Uruguay’ın lideri Mujica, “Mahatma" adıyla anılan Hindistan’ın esbak lideri Mohandas Karamçand Gandi gibi liderler lazımdır.

                                                                                                 Necdet İÇEL

Yorumlar