Ana içeriğe atla
         ÜMERA DEHŞETİ
Doğduğum, içinde yetiştiğim  âilem, özellikle babamın te’siriyle “büyük zât, velî insan, kerâmet sahibi” gibi tabirlere çok yatkınım.
İlkokul dönemimden itibaren de Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî hazretlerinin (d:1813-ö:1893) medhini çok duyardım. Onun hayranı olarak büyüdüm.
Bediuzzaman’ın onbeş günde bir hatmettiği, Efendimiz aleyhisselâm devrinden kendi dönemine kadar, “Cevşenü’l Kebîr” dahil, bütün büyük zevâtın virdlerinin-zikirlerinin cem’edildiği  üç ciltlik “Mecmûatü’l Ahzab”  O’na âit olduğu gibi, şerhini de bizzat kendisinin “Levâmiü’l- Ukûl” isimli eseriyle yaptığı meşhur “Râmûzü’l- Ehâdis” adlı eseri de O’nundur.
Bu eser halk arasında ve hocaların mâbeyninde meşhur ve münteşirdir.
Gümüşhanevî hazretleri “turuk-u âliye”nin (oniki büyük tarikat ) hepsinden icâzet almıştır.
İşte bu büyük zâtın ‘yedibin yüzüç=7103’ hadis-i şerifden müteşekkil kıymetli eserini, bir defa daha mütalaya başladım. Okurken terhib ve terğib hadisleri içinde, özellikle idereciler ile alâkalı terhib=korkutucu hadisleri dikkatimi çekti. Değerlendirilmesini sizlere bırakarak bazılarını aynen aktarmak istiyorum:
“Benden sonra ümmetim üzerine şu üç şeyden korkarım:  Devlet reisi ve vekillerinin zulmünden korku duyulması (Hükümde tesir altında kalmak), yıldızların (tesirine) itikad ve kaderi tekzib etme.”
                       Ravi: Hz. İbni Muhaccir (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 19] 

         “ Kıyâmet günü olduğunda "Vali’yi getirin" diye emrolunur. Ve o Cehennem köprüsü üzerinde durdurulur. Allah, köprüye emreder ve köprü şiddetle sarsılır. Öyle ki, o vali’nin her kemiği yerinden ayrılır. Sonra Allah o kemiklere emreder de onlar da yerlerine gelir. Sonra da Allah vali’yi sorguya çeker. Eğer o Allah'a muti’ bir kimse idiyse onu geçirir ve onun ecrini iki misline çıkarır. Şayet asi bir kimse idiyse köprü yarılır ve o Cehennemin içine yetmiş yıl düşer.”
                  Ravi: Hz. Asım İbni Sufyan (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 58]

        “ Kıyâmet gününde en şiddetli azab görecek olanlar, zâlim hükümdarlardır.
                     Ravi: Hz. Ebû Said (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 71]
       
         “Benden sonra, yakında sizin üzerinize bazı umera gelecek. İyi görmediğinizi amel edecekler ve fena gördüklerinizi de yapacaklar. Bunlar emrîniz (yöneticiniz) değildir.”
                Ravi: Hz. Ubâde (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 299] 

        “ Benden sonra birtakım emirler gelecek ve dedikleri dedik olacak. İşte bunlar maymunun atılması gibi Cehenneme atılacaklar.”
               Ravi: Hz. Muaviye (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 299] 
         “Yakında dört fitne olacak. Kanın mübah sayıldığı fitne, kanın mübah ve malın helal sayıldığı fitne, kanın mübah malın ve namusun helal sayıldığı fitne (dördüncüsü Deccal fitnesidir)”
                Ravi: Hz. İmran (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 300]

         “Yakında başınıza bazı emirler gelecek, rızıklarınıza el atacak, sizi yalanlarla avutacaklar. İş yapacaklar lâkin yaptıkları fena olacak. En fena tarafları da kötülüklerini siz güzel görmedikçe ve yalanlarını tasdik etmedikçe sizden razı olmayacaklar. O zaman (yalnız) emirlik haklarını tanıyın. Sizi de tecavüzle kendilerine uydurmaya çalıştıklarında onlarla mukâtele edin. Kim bu yolda öldürülürse o şehiddir.”
              Ravi: Hz. Ebû Sülale (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 300]

       “Yakında bazı emirler gelecek. Siz onların bazı işlerini beğenecek bazılarından ise hoşlanmayacaksınız. Kim onlarla mücadele ederse necat bulur. Kim onlardan ayrılırsa selâmet bulur, kim de onlara karışırsa helâk olur.”
               Ravi: Hz. İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 303]

       “Benden sonra bir takım umera gelecek ki, onlar benim yolumda gitmezler. Âdetimi âdet etmezler. Onlardan bir takımının kalbleri, insan suretinde şeytan kalbidir.
          Hz. Huzeyfe (Radıyallahu Anh) dedi ki: "O hadiseye yetişirsem nasıl yapayım." Buyurdu ki: "Emîri azama itaat et. Sırtına vurup lokmanı alsa da (Hz.Osman r.a. fitnesi).”
                  Ravi: Hz. Huzeyfe (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 303]

       “Sizin üzerinize bazı umera peydah olur. Namazı vakitlerinden geciktirir ve bid’at çıkarırlar. İbni Mesud (Radıyallahu Anh) dedi ki: "Onlara yetişirsem ne yapayım?" Buyurdu ki: "Ey Ümmü abdin oğlu, benden nasıl yapacağını soruyorsun. Allah'a isyan edene itaat yoktur".
                Ravi: Hz. İbni Mes'ud (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 303] 

         “ Benden sonra yakında, bazı umera gelecek, birbirini öldürecekler. (mevki makam için)”
                  Ravi: Hz. Ammar (Radıyallahu Anh) [Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 303]
           Her türlü  fitneden Allah’a sığınırız.
                                                                                                                                         Necdet İÇEL

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

                                  HURÛF-EBCED-CİFİR Harflerle rakamlarda tabiat ve hadiseleri etkileme gücünün bulunduğu veya bunların gaybdan haber vermede yararlı olduğu iddiasına dayanan sözde bir ilim. Literatürde daha çok ilmü’l-hurûf olarak geçmektedir. Gizli anlamlar içerdiği kabul edilen harflerin insana ve tabiata tesir ettiği inancına eski Mısır, Yakındoğu ve Hint uygarlıklarında, daha sonraları yahudi, hıristiyan ve İslâm kültürlerinde rastlamak mümkündür. Grek filozofları arasında da bu telakki zaman zaman kabul görmüştür. Nitekim Pisagor , âlemin ilk prensibinin aralarında bir düzen ve uyum bulunan sayılar olabileceğini ileri sürmüştür. Kaynaklarda Aristo’nun bile sayı ve harflerin esrarıyla ilgili bir eser yazdığı kaydediliyorsa da Arapça’da Kitâbü’s-Siyâse fî tedbîri’r-riyâse denilen bu kitabın uydurma...
                         BEŞİNCİ LEM’A   “…HASBÜNALLÂHU VE Nİ’MEL VEK Ȋ L” (Âl-İ İmran:173)        “Onlar (o mü’minler) öyle kimselerdir ki, halk kendilerine; ‘Düşmanınız olan insanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun!’ dediklerinde, 
 bu söz onların imanlarını arttırdı ve Allah bize yeter, O ne güzel vekildir! dediler.” 
 (Âl-i İmrân:173) Üstad hazretleri Risale-i Nur’u te’lif ederken bazı yerleri isim verdği halde telif etmemiştir.Bunlardan birtanesi de 5.Lem’adır.Keşke 5.Lem’ayı te’lif etseydi ve İbrahim aleyhisselâmın “ hasbî ve halîl olma” kahramanlığını bütün yönleriyle öğrenme şansına sahip olabilseydik. Çünkü bizim mesleğimiz (21.Lem’ada da anlatıldığı gibi) haliliyedir.Halil olan da ‘Halilullah’ makamının sahibi Hz.İbrahim aleyhisselâmdır. Halîlullah olan (Allah’ın dostu) İbrahim aleyhisselâm, hasbî’ni...
HELÂK OLMA SEBEPLERİ Hz. Nuh aleyhisselam devrinden günümüze kadar pek çok kavimler helâk olmuşlardır. Allah onların yerine başkalarını getirmiş ve bu kanun sünnetullah olarak, cebri determinizm içerisinde devrimize kadar devam etmiş gelmiştir. Aynı sebepler aynı sonuçları doğurur prensibiyle diyebiliriz ki, daha önceki kavimleri helâk eden sebepler ne ise, bugün de aynı sebepleri yaşayanların da sonuçları benzeri gibi olacaktır. Allah’ın gücü, kavimleri helâk ettiği gibi aynı sebepleri yaşayan bugünkü toplumları helâk etmeye de gücü yeter: “De ki: Allah’ın gökten ve yerden size azap göndermeye gücü yeter…” (En’am:65) Allah kavimlerin başına felâketler gönderirken -hâşâ- Onlar’a zulmetmez: “Şüphesiz ki, Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Fakat insanlar kendilerine zulmederler…” (Yunus:44) Helâk olanlar şu sebeplerle helâk olmuşlardır: Helâk olmanın en önemli ve birinci sebebi bütün çeşitleriyle zulümdür. Özellikle idareciler halkına zulmediyorlarsa felâketleri...